Oº°_คяςђєร_°ºO's profile-(•·÷[ ¤ _ ' μέśцł ' _ ...PhotosBlogListsMore Tools Help

-(•·÷[ ¤ _ ' μέśцł ' _ ¤ ]÷·•)-

Oº°_คяςђєร_°ºO

Photo 1 of 16
teşekür ederim....

Custom HTML

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
04,03,2008
 
bu tarihi unutmak mı asla...
bir anda hayatımın anlamı oldun...  sensiz nefes alamadım... tamam çok kavga ettik ama bunlar tuzu biberi... iyiki hayatıma girdin..
bi anda bu kadar çabuk birini bu denli sevebilceğimi sanmıyordum ama farkettim SENİ NE ÇOK SEVDİĞİMİ... anlatsamda anlamayacağın duysanda inanmayacağın kadar çok sevdim.. kimsenin ve bizim ikimizin anlamayacağı kadar büyük sevgim... iyi ki varsın iyi ki yanımdasın..... sana sözlerimin ardı arkası kesilmez ama sen biliosun hislerimi, duygularımı.... bunu da öğren; İLK KEZ İSTEYEREK CANI GÖNÜLDEN GÜLÜYORUM...
 
öyle böyle değil..... SENİ GERÇEKTEN ÇOK SEVİYORUM canım SEVGİLİM iyi ki hayatımdasın......  
 
 
Her gün bir adım daha yaklaşıyor ölüm
Bir adım daha çekiyor bizi kendisine
Bir adım daha çok seviyorum seni
Bir ömür kadar beklerim seni
Her yeni gülüşte her yeni adımda
Sen gelirsin aklıma
Hiç bıkmayacağım bir hayalle
Sen varsın yarınlarda
Hadi ölüm al beni yanına
Ama unutma...
Sen beni alabilirsin ama
Aşkımı asla....
Hadi zaman geç hızla
Sen geç ki bizi birbirimize bağla
Hadi dünya dön dönebildiğin kadar
Sen döndükçe sevgim artar
Hadi sevgilim ağlat beni
Gözümdeki yaşlar kadar seveyim seni
Durma kalbim hızlıca at
Sen atki çoğalan aşkıma aşk kat
Hadi sevgilim güldür beni
Seninle ben mutluyum sanki
Bırakma ellerimi
İşte ozaman yıkarsın hayallerimi
Tut, sıkıca tut ellerimi
Kan akıncaya kadar tut bırakma
Sensiz bu dünyanın olmaz
Sev beni sevgilim
Aşkıma aşk kat
Dudağında bir buse
Gözünde bir damla yaş olayım
Sev beni bitanem
Hadi sevginle ağlat......
                                  (29,03,2008 20:06)
 
SANA ÖZEL BU ŞİİRİM BİTANEM HEMENCİK YAZDIK ÇÜNKÜ YİNE AKLIMDA SEN VARDIN.....
 
SENİ HEP AYNI TUTKUYLA AMA DAHA BİR BAĞLILIKLA SEVECEĞİM....HERŞEYİM.............
Mar. 29
HaNdAn wrote:
GERÇEKTEN SPACE İN ÇOK HOŞ CNM ;)Açık ağızlıMelek
Oct. 22
saol esracm yorum yasdığın için :: dınlenıcek bı ısım diye düşünüyorum ben şebnem ferah ı....
July 2
EsRawrote:
Beğendim spacesini gsl olmus.sen Sagopa yı dinlemiosn ya bnde zaten Emre Aydın dinlemiom Rap dinleyenler Rock fazla sewmez ama arasıra şebnem i de dinlerm neyse uzun lafın kısası hoş bi space olmuş bnce ...
July 2
• Wai -wrote:
ho$
June 13
YAŞAM isim kullanma isim kullanma dedikte bu kadar da demedık be kardeşimm...neyse ben biliyorum en azından senin yazdığını....anladım ben onu.....
June 8
mehmet kösewrote:
olum neler yaşadık bee...hani böbreklerimizi çalarlar hesabı,beyoğlunda kafamız güzel dolaştığımız günleri,çamlıca telefon kulubesi,ooo ooo neler neler...aslında en güzeli yazmamak hiçbirşey...ANLADIN SEN ONU!
June 8

arches

 
October 28

EMRE AYDIN

2
 
2 Şubat 1981`de Isparta`da doğdu.
İlk öğretimi Isparta`da tamamladı. Antalya Anadolu Lisesi`nden mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde öğrenim gördü.
2002 yılında katıldığı SingYourSong beste yarışmasında grubu 6. Cadde`yle Türkiye birincisi oldu.
Aynı yıl Universal Muzik tarafından yayınlanan toplama albümde "Dönersen" isimli şarkısıyla yer aldı.
2003 yılında grubu 6. Cadde`nin ilk resmi albümü yayınlandı. Aynı yıl gruptan ayrıldı.
Solo kariyerinin ilk albümü "Afili Yalnızlık" Sony BMG Türkiye GRGDN işbirliğiyle Ekim 2006`da yayınlandı
June 07

€urovision 2007

  Dinlemek için şarkıcıların adına tıklamanız yeterlidir arkadaşlar...

April 07

aLışKANlık

Gitgide alışıyorum sana

    Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz…

Ellerin ellerimden uzaksa, nasıl güçsüzüm bilemezsin.

     Yanımda olduğun zamanlar;

Sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,

     Alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun…

Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan…

     Alışkanlıklar daima korkutur beni

Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim

     Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır.

Fakat şimdi sana alışıyorum

     Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.

Yalnız içimde garip bir korku var.

     Sana alışmaktan değil, seni kendime alıştırmaktan korkuyorum.

Bir gün, sana şimdi verdiklerimden daha değerlisini daha güzelini verememekten korkuyorum.

     Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum…

  Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin,

     Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı

Bütün zamanlarımı zamanlarıma karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaratmalıyım seni

     Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz

Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı yarısı benim.

     “Bana alış” demeyeceğim. Nasıl olsa alışacaksın bir gün

Şimdi çirkinliğimde güzellik bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende!

      Alışkanlığınla sevginle yepyeni bir “ben” yaratacaksın benden…

  İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan

      Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum

Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.

       Kimseden sevgisini istemedim, verdiler, almadım.

Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum,

       Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime birazda utanarak itiraf ediyorum.

Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor ayrı bir anlam kazanıyor

       Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım

Sevginle bir aynayım şimdi.

       Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde.

Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?

       Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz

İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan

       Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan

  Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni

      Durup durup dudaklarından öpmek geliyor içimden

Saçlarını okşamak ellerini tutmak geliyor

      Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum

Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık.

  Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz

      Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum.

Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun

       Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz, bir gün bulutların üstünde

Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim.

      Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez.

  Açılmış bütün kuyuların derinliği

       İçimde seni bulduğum yer kadar derin değil.

  Alışkanlık; kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi

     Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz

Korkunç bir yangın yüreklerimizde

    Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.

Alev olmayan bir yerimiz kalmadı

    Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.

  Hiçbir su bu ateşi söndüremez artık

    Nehirler, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğini biliyorum.

Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.

    Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız

Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak

  En mutlu olduğumuz yerde

      En güçlü de olacağız seninle!

  Bu bir sonun değil var oluşun başlangıcıdır…

  Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık!

                                                                               arches

March 10

AVRIL LAVIGNE

AVRIL LAVIGNE"Hiçbir şey ama sıradan" Avril Lavigne'i anlatırken kullanılabilecek en kibar söylem bu olsa gerek. 


Punkçı bir patenci , dinamik bir ruh ve gerçek asi bir çocuk. 2 yaşında çok az çocuk vardır ki insanları sesiyle ve karakteriyle bu derece coşturabilsin. Küçük bir kasaba çocuğu , sınıfında bile sakin oturamayan ama kendini göstermek için yeterli güvene sahip ve sadece kendi başına New York'a ve Los Angelas'a kadar şarkılarını duyurabilmişti. Daha 17 yaşındayken şöhreti yakalamak için hep önlerde ve hep canlı bir çocuktu ve yine tek başınaydı. " Dışarı çıkıyorum ve sadece kendim olmaya çalışıyorum. Ne hissediyorsam onu yazıyorum ve başkalarının ne düşündüğü beni hiç ilgilendirmiyor" diye konuşuyor Avril. "Hissettiğim gibi giyineceğim , hissettiğim gibi davranacağım ve hissettiğim gibi şarkı söyleyeceğim"

avril

Avril ilk single Cd'sinde "Let Go" gerçek bir lirik sitilde olması gerektiği gibi yüksek tonajlarda vokaller ve kristal-kesin sesler kullanmıştır. "Anything But Ordinary" kişiliklere , öz benliklere seslenen bir yapıttı. "Complicated" şarkısı ise gitar eşliğinde oluşturulmuş basit bir besteydi ve "Anything But Ordinary" dinleyenlerini daha da derinlere yöneltti. "I'm with you" şarkısı Avril'in insancıl ve merhametli yönlerini yansıtmaktadır. Fakat "Loosing Grip" ve "Unwanted" şarkıları kişiliğinde saklı kalmış yenilginin ve reddedilmişliğin getirdiği tüm çığlıkları yansıtır. Avril'in hayat hakkındaki tecrübelerini anlatan şarkı ise "My World" ve metafarik "Mobile" yapıtlarıdır. Avril "Rüyalarımı gerçekleştirmek için bu kuşkulu yola çıktım. Bütün yerlerin üzerindeyim sanki. Bir oradayım bir burada. Her gün farklı yollardan geçiyorum" diye konuşuyor. "Bu benim yaşam sitilim , normal bir yaşam istemezdim. O zaman sıkılırdım."

AVRIL LAVIGNE

Görülüyor ki ; Avril böyle bit vahşet için yaratılmış. Hep ilginin odak noktası olmayı isteyen küçük bir çocuk. Napanee , ontario gibi nüfusu 5.000 üzerinde olan bölgelerde çok kolaylıkla şöhreti yakalayacağı beliydi. " Bunun yapmak zorunda olduğum bir şey olduğunu biliyordum." diye konuşuyor Avril. "Küçük bir çocukken yatağımın ortasında oturup kendimi sahnede düşünüyordum , sesimin yükselebileceği kadar bağırıp çevremde binlerce insanın olduğunu hayal ederdim." Sessizce yatak odasından çıktı ve şarkılar söylemeye başladı. Onun için zaman ve mekanın önemi yoktu , kiliselerde İncil şarkıları söylemeye başladı , Festivallerde vokalcilik yaptı , toplantılarda yerel şarkılar söyledi ve zaman zaman yetenek yarışmalarına katıldı. Bütün bu çabalar Arista Records şirketinin onu keşfetmesine kadar yaptıklarıydı.

NYC'ye bir gezide , Avril Antonio LA Reid'in ilgisini çekti. Antonio "LA" Reid Avril'e Arista firmasıyla bir anlaşma yapmasına yardımcı oldu. Bundan sonra Avril Manhattan!a taşındı ve cingle CD'si üzerine çalışmalarına başladı. Bunu Avril'in yaratıcı çalışmaları takip etti. "Yazmayı çok seviyorum" diye konuşuyor Avril. "Gerçekten sıkıldığımı hissettiğimde ve başa çıkamayacağımı düşündüğümde hemen gitarıma koşuyorum. Gitarım çoğu zaman bana bir terapist gibi geliyor" diye ekliyor.

"New York" çalışması sırasında artık tamamen stüdyoda yaşamaya başladı fakat yaptığı çalışmalar başlangıçta başarı getirmedi. "Gerçekten çok yetenekli insanlarla çalışıyordum ama bunu hissedemiyordum. Yapılan bu çalışmalar gerçekte beni yansıtmıyordu." diye itiraf ediyor. "Ve sonra albümümün şarkı sözlerini başka insanların yazmasını istediler ama ben kendim yazmalıydım , kendi müziğimi kendim yazmalıydım. Bu dönemler gerçektende stresli zamanlardı. Fakat hiçbir zaman vazgeçmeyi düşünmedim." Bunun yerine Avril sahil kenarı bir yer seçti ve Los Angelas'a gitti. Los Angelas ona ihtiyacı olan ortamı sağladı.

Avril Las Angelas'da yapımcı Clif Magness'le tanıştı. "Ve tam aradığım adamı buldum" diye anlatıyor. Avril ; ekliyor "Tamamen birbirimize uyum sağladık çünkü sadece beni yönlendirdi, beni anladı ve bana kendi istediğimi yapma izni verdi. "Let Go" ve Magness şarkıları yavaş yavaş hayran kitlelerini arttırdı ve ünlü yapım şirketi Matrixle bir sözleşmeyi beraberinde getirdi. Sarah Mclachan , Dido , Coldplay ,Branaked Ladies ve Sun gibi ünlü müzisyenlerle çalışan Network Managment firmasıyla anlaştı.

Albüm tam olarak şöhreti yakalamadan Avril mutlu olamadı. "Geçen yıllarda gerçekten yazmayı öğrendim."Complicated" aslında özel bir insana yazılmış bir şarkı değildi. Temelde hayatı anlatıyordu , insan ilişliklerini ve birbirini aldatmalarını anlatıyordu" diye konuşuyor Avril. Şarkılarında biri "Losing Grip" eski erkek arkadaşlarından birine yazılmış bir şarkıydı. Bu konu hakkında Avril şöyle söylüyor ; "Eski erkek arkadaşlarımdan biriydi ve bana duygusal yönden istediğim hiçbir şey vermedi" Avril gülüyor ve ekliyor; "Şimdi bu benim için hiç de sorun değil.Onun sayesinde güzel bir şarkım oldu !"

Şimdi Avril'in albümü tamam ve sahneye çıkıp şarkılar söyleyip çalmak için sabırsızlanıyor. Erkeklerle skate yaparken çevresine bakıp gülümsüyor ve bu hali ile alay ediyor. Bu halinin çocukluğundan farklı olmadığını düşünüyor ve ekliyor ; "Her zaman yaramaz bir çocuktum ve sanırım hala öyleyim. Kışın hokey oynardım , yazları da basketbol. Erkeklerle oynamayı çok severdim."

Fakat Avril'in müziği hem bayanlara hem de erkeklere hitap edecek kapasitede ve birkaç maceracının dinleyebileceği müziğin de ötesinde bir yerlerde.Ve tüm insanlığa ulaşmayı hedefleyen bir yerlerde. "Dışarıda , onların yanında olmak için daha fazla sabrım kalmadı.Bütün dünyaya Rock'u dinletmek istiyorum. İnsanların, yaptığım müziğin gerçekliğine ,dürüstlüğüne ve gerçekten kalbimden geldiğine inanmalarını istiyorum.AVRIL LAVIGNE
 


    February 21

    I don’t need them any more

         I don’t need them any more
    ’artık onlara ihtiyacım yok’’

        So take my heart
    ’’bu yüzden kalbimi al’’
         take my life

    ’’hayatımı al’’

        Take my pride with my faith
    ’’gururumu da inancımı da al’’
     

         I gave you all
    ’’hepsini sana verdim’’

         Keep ıt to your self
    ’’sakla, sende kalsın’’

        They only loved you,because
    ’’sadece seni sevdiler , çünkü ‘’
        This much willing
    ’’bu kadar istekli’’

        This much mad
    ’’bu kadar deli’’

         This much endless
    ’’bu kadar sonsuz’’

         I don’t need them any more
    ’’artık onlara ihtiyacım yok’’
                                                           ‘’_aRCheS_’’

    November 15

    Duracaksın

    Duracaksın

    Acı,
    ağulu dikenler gibi ruhuna dolandığında,
    öfke,
    kızıl bir küheylan gibi koşturduğunda,
    keder,
    yaşlı bir ağaç gibi üstüne yıkıldığında,
    duracaksın,
    durup, gümüş bir su gibi akan sabahın tazeliğine
    bakacaksın,
    sana iki yüz yıl önceden haberler taşıyan
    alaycı kargaların sesini
    dinleyeceksin,
    çiçeklerini koklayıp derin bir soluk
    alacaksın.

    Ölüm seni kuşattığında, tam o sırada, hayatı
    düşüneceksin.
    Acıyı, öfkeyi, kederi ulu bir gölgeliğe yatıracaksın
    bir zaman, ?dinlenin biraz? diyeceksin.

    Bir inci avcısı gibi, ta derinlere dalıp tek tek bütün
    istiridyeleri açarak,
    bir sevinç arayacaksın.
    Hayaller kuracaksın.
    Hatıralarını bir daha gözden geçireceksin.
    Sevdiklerini düşüneceksin ve seni sevenleri.
    Özlediklerini düşüneceksin ve seni özleyenleri.
    Teninde iz bırakanları ve senin izini taşıyan
    tenleri.
    Seni şakalarıyla güldürenleri ve senin şakalarına
    gülenleri.
    Sevinçlerini, hayallerini, hatıralarını,
    sevdalarını, sevişmelerini,
    özlemlerini, şakalarını bir bir yerleştireceksin içine,
    hayat denilen mucizenin sana verdiği armağanları
    sıkıca kucaklayacaksın.

    Ölüm her yandan üstüne saldırıp seni kuşattığında,
    tam da o zaman, hayatı düşüneceksin.

    Güzel bir haber gelecek belki yarın sabah.
    Belki bir mektup alacaksın.
    Sana gülümsemesini çok istediğin gülümseyecek belki sana.
    Serüvenci gemiciler gibi meçhul denizlerde
    kaybolduğunda,
    tam da o zaman, karanın bir gün görüneceğini düşüneceksin.
    Gözcünün ?kara göründü? diye bağırdığını hayal
    edeceksin.
    Kara, hiç görünmese bile,
    hiç olmazsa neyi aradığını ve neyi kaybettiğini
    bileceksin,
    çektiğin onca fırtınanın, varmayı umduğun o umutlu
    hedefle mana kazandığını anlayacaksın.

    Her şeyini kaybetsen de hayallerini
    kaybetmeyeceksin.
    Neyi aradığını hiç unutmayacaksın.
    Sevinçleri ne kadar hatırlarsan, acının derinliğini
    o kadar kavrayacaksın.
    Yaşadığın ve yaşayabileceğin güzel şeyleri ne kadar
    çok düşünürsen
    öfken o kadar keskinleşecek.
    Karanlık inerken ışığa daha dikkatli bakacaksın.
    Geleceğinle arana, dibinde canavarların dolaştığı
    bir uçurum koyduklarında,
    nasıl biteceğini bilmediğin atlayışını yapmadan önce,
    geçmişine, sevinçlerine, hayallerine yaslanıp güç alacaksın.

    Sevdiğin bir türküyü mırıldanmaktan hiç vazgeçmeyeceksin.
    Bir çiçek iliştireceksin yakana.
    Ölüm seni kuşattığında, tam da o zaman, hayatı düşüneceksin.
    En azgın, en ihtiraslı sevişmelerini...
    En çılgın hayallerini...
    En çağıltılı kahkahalarını...

    Acı,
    ağulu dikenler gibi ruhuna dolandığında,
    öfke,
    kızıl bir küheylan gibi koşturduğunda,
    keder,
    yaşlı bir ağaç gibi üstüne yıkıldığında,
    duracaksın,
    durup gümüş bir su gibi akan sabahın tazeliğine
    bakacaksın,
    sana iki yüz yıl önceden haberler taşıyan alaycı
    kargaların sesini dinleyeceksin,
    çiçeklerini koklayıp derin bir soluk alacaksın.
    Ölüm seni kuşattığında, tam o sırada, hayatı
    düşüneceksin.

    Ölüm seni kuşattığında, tam o sırada, hayatı
    düşüneceksin.
    Acıyı, öfkeyi, kederi ulu bir gölgeliğe yatıracaksın
    bir zaman,
    ?dinlenin biraz? diyeceksin.
    Onları, şefkatle dinlendireceksin.
    Çünkü onlara yine ihtiyacın olacak.

    Ahmet Altan  |

    August 19

    "I Won't See You Tonight Part 1"(Avenged Sevenfold)

    "I Won't See You Tonight Part 1"

    -Cry alone, I've gone away

    ''Yalnız ağla,ben gidiyorum''

    -No more nights, no more pain

    ''Geceler yok,acılar yok''

    -I've gone alone, took all my strength

    ''Yalnız gidiyorum,bütün kuvvetimi al''

    -I've made the change,

    ''Tamamen değiştim''

    -I won't see you tonight

    ''Görmeyeceğim seni bu gece''

    -Sorrow, sank deep inside my blood

    ''Acı,kanımın derinliklerinde saplanmış''

    -All the ones around me

    ''Etrafımdaki herkes''

    -I cared for and loved

    ''Önemsediğim ve sevdiğim'' 

    -Building up inside of me

    ''İçimde oluşturduğum''

    -A place so dark, so cold, I had to set me free

    ''öylesine karanlık,öylesine soğuk bi yer ki,kendimi özgür bırakmak zorunda kaldım''

    -Don't mourn for me,

    ''Yasımı tutma,''

    -You're not the one to place the blame

    ''Suçlanacak olan sen değilsin''

    -As bottles call my name I won't see you tonight

    ''Şişelerde ararken adımı görmeyeceğm seni bu gece''

    -Sorrow, sank deep inside my blood

    ''Acı,kanımın derinliklerinde saplanmış''

    -All the ones around me

    ''Etrafımdaki herkes''

    -I cared for and most of all I loved

    ''En çok önemsediklerim ve sevdiklerim ''

    -But I can't see myself that way

    ''Ama kendimi öyle göremiyorum''

    -Please don't forget me or cry while I'm away

    ''Lütfen beni unutma ya da ben uzaktayken ağla''

    -Cry alone, I've gone away

    ''Yalnız ağla,ben gidiyorum''

    -No more nights, no more pain

    ''Geceler yok,acılar yok''

    I've gone alone, took all my strength

    ''Yalnız gidiyorum,bütün kuvvetimi al''

    -I've made the change,

    ''Tamamen değiştim''

    -I won't see you tonight

    ''Görmeyeceğim seni bu gece''

    -So far away, I'm gone.

    ''Çok uzaklara,gidiyorum''
    -Please don't follow me tonight

    ''Lütfen bugece beni takip etme''
    -And while I'm gone everything will be alright

    ''Ve ben yokken herşey yoluna girecek''

    -No more breath inside

    ''Nefes alamıyorum''
    -Essence left my heart tonight

    ''Ruhum kalbimi terketti bu gece''
    -No more breath inside

    ''Nefes alamıyorum''

    -Essence left my heart tonight

    ''Ruhum kalbimi terketti bu gece''

                                                                     


                                                                                                                         (thank's nil....)

    June 15

    нαкєтмє∂ıм ѕєηı

    вıℓıуσяυм ¢σк нαтαℓıу∂ıм ѕαηα вυ уαηℓışı вαѕтαη уαρтıм ...

    вєηı ѕєν∂ıη ∂єgєяıηı вıℓємє∂ıм ....

    αѕℓıη∂α вєη ѕєηı нıç нαк єтмє∂ıм....

     ηє σℓυя вıя ѕσz ѕσуℓє уυzυмє вαкмα σуℓє ....

    ѕυѕυкυηℓυgυη уαкαя вєηı кαяѕıм∂α ∂υямα σуℓє....

    нıç ѕєνмє∂ıм ∂є(нıç ѕєνмє∂ıм ∂є) кıяıℓмα∂ıм ∂є (кıяıℓмα∂ıм ∂є) ѕєηѕız∂є нαуαтı уαѕαяıм ∂є ....

    нıç αgℓαмαм ∂є(нıç αgℓαмαм ∂є) ѕαѕıямα∂ıм ∂є (ѕαѕıямα∂ıм ∂є)ѕєηı ѕıм∂ı∂єη υηυттυм ∂є....

    April 30

    sen vurdun da ben ölmedim mi?

    SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ  
    Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da 
    Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi 
    Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni 
    Sense araya korkular koydun. 
    Yasaklar koydun... 
    Şimdi nerdesin diye sakın sorma 
    Sen çağırdın da ben gelmedim mi? 
     
    Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara, 
    Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara 
    Sen varken 
    Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına 
    Otobüs duraklarına... 
    Sen varken ayrılanlara ağlamazdım... 
    Yıkılmazdım biten sevdaların ardından 
    Gidenlere küsmezdim 
    Kalanlara acımazdım... 
    Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim 
    Masumdum, çocuklar gibi 
    Böyle delirmezdim-küfretmezdim... 
    Hele ölmeyi hiç düşünmezdim. 
    Simdi soruyorum sana 
    Adı sevdaysa bu cehennemin 
    Sen yaktın da ben yanmadım mı? 
     
    Biliyorsun 
    Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
    Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı 
    Dağlara merdiven dayadım olmadı 
    Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı 
    Sevdim olmadı yandım olmadı taptım olmadı 
    Artık benden aşkın biletini istediğin gibi kes 
    Nasılsa gidiyorsun 
    Biliyorum git..ardında 
    Ağlayan bir çift göz 
    Paramparça bir yürek 
    Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan 
    Çek silahını daya sırtıma 
    Titrersem namerdim... 
    Sen vurdun da ben ölmedim mi? 

    Ahmet Selçuk İlhan

    (thank's melike)

    February 19

    sebnem ferah...

    12 Nisan 1972 yılında Yalova'da doğdu. Kırmızı elbiseler giyerek mahallede şarkılar söyleyen Şebnem Ferah'ın müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başlamış. Şebnem'in müzikle tanışmasında ailesinin çok büyük rolü olmuş. İlk okulda enstrüman ve solfej dersleri almaya başlamış. Şebnem'in ailesinde hemen hemen herkes müzikle içiçe ve evin her köşesinde enstrüman olduğu için müzik konusunda bilgili ve hazır olarak atılmış piyasaya.

    İlk okul yıllarında mandolin kursu alan Şebnem okul orkestrasında da solistlik yapmış ve bugüne dek hayatını müzikle bağdaştırmış. Liseyi Bursa Gemlik'te "Özel Namık Sözeri Lisesinde" yatılı bir öğrenci olarak okumuş ve bu dönemler Şebnem'in kendisini tanımasına, tek başına ayakta kalmasına yardımcı olmuş.

    Şebnem'in okul orkestralarında başlayan bu serüveni daha sonra küçük topluluklarla devam etmiş. Lise zamanlarında"Pegasus"adlı grubuyla beraber çalışan ama kafasında bir kız grubu hayali olan Şebnem, 80'lerin ortasında Bursa'da açılan bir stüdyo sayesinde Sedat abisiyle tanışmış ve bu hayalini 1988 yılında kurduğu "Volvox" grubuyla gerçekleştirmiştir. Müzik uğruna "Odtü Ekonomi" Bölümünü 2. sınıftan terk etmiş ve daha sonra İstanbul'a gelince "İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili Ve Edebiyatı" bölümüne kaydolmuş.

    1994 yılında "Volvox" grubunun dağılması sonucu Şebnem Ferah bireysel çalışmalarına başlamış. Rahmetli sanatçımız Onno Tunç ve Sezen Aksu'nun keşfi sonucu Underground ortamdan daha Ferah bir ortama kavuşmuş.

    Daha sonra "15 Kasım 1996 Cumartesi" günü "KADIN" adlı ilk solo albümünü çıkardı. İlk videosunu "Vazgeçtim Dünyadan" adlı parçasına çeken Şebnem, Rock müzik piyasasını yeni bir döneme soktu. Çıkışıyla büyük bir sansasyon yarattı. Gerek kaset satışları gerekse video klibiyle uzun süre listelerde bir numara olarak boy gösterdi. Daha sonraları "Yağmurlar", "Bu Aşk Fazla Sana" ve "Fırtına" adlı şarkılarına klip çekti. İlk konserini "04 Nisan 1997" de "İzmir Ege Üniversitesi" nde verdi ve büyük bir kalabalığa yaklaşık 6000 kişiye unutulmayacak dakikalar yaşattı. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı.

    Tabii ki Şebnem`in yaşadığı çok büyük acılar da oldu. 1998 yılında Ablası Aycan Ferah`ı yitirdi. Üzüntülü bir dönemin ardından 2.5 yıllık bir aradan sonra "24 Haziran 1999 Perşembe Günü" ikinci albümünün ilk klibi "Bugün" müzik kanallarında boy göstermeye başladı ve tarih "30 Haziran 1999 Çarşamba" yı gösterdiği zaman "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" adlı ikinci albümünü yine sansasyonlu bir şekilde bizlere sundu. İlk albümünde olduğu gibi ikinci albümünde de İskender Paydaş ve Pentagram ekibiyle çalışan Şebnem yine herkesi üzerine yoğunlaştırdı. Çok samimi sözlerin üzerine sarılmış etkileyici melodiler yine hafızamıza kazınacak ve aklımızdan asla silinmeyeceklerdi. Albümün ikinci videosu "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" şarkısına geldi, klibin yönetmenliğini Hakan Yonat yaptı. İkinci albümün ardından yine araya uzun bir stüdyo dönemi girdi.

    Bu arada acılar Şebnem`in peşini bırakmadı. 1999 yılında meydana gelen 17 Ağustos depreminde Babası Ali Ferah`ı yitirdi. Acılarını hafifletmek ve yeni şarkılar üretmek için müziğe daha da sıkı sarılmayı tercih etti. Böylece "03 Ekim 2001" tarihinde "Perdeler" adlı üçüncü albümü yayınlandı ve yine büyük beğeni topladı. Bu sefer ki albümde Şebnem, İskender Paydaş ve Pentagram üyeleriyle değil de sahnede birlikte çaldığı müzisyenlerle çalışmıştı. Bu albümden ilk video, albümle aynı adı taşıyan "Perdeler" şarkısına çekildi. Klip, Türkiye standartlarının çok dışında ve oldukça güzel görüntüler barındırıyordu. Bu klipten kısa bir süre sonra "Sigara" şarkısı da, renkli camda boy göstermeye başladı.

    İki yıl aradan sonra, tarih "12 Mayıs 2003 Pazartesi" yi gösterdiğinde, yeni albümünün ilk videosu "Ben Şarkımı Söylerken" müzik kanallarında dönmeye başladı. "15 Mayıs 2003 Perşembe Günü" "Kelimeler Yetse" adlı muhteşem bir albümle Şebnem tekrar aramıza dönmüş oldu. İlk klibiyle kendinden oldukça söz ettirmeyi ve yine yeniden gündeme oturmayı başardı. Röportajlar, Tv programları derken kendini yoğun bir temponun içinde bulan Şebnem, bu yoğun temponun arasında Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler ve Mayın Tarlası’na da klip çekti ve yeni albüm çalışmalarına başlayana dek Türkiye'nin bir çok şehrinde konserler verdi...

    Sessiz sedasız geçen bir yılın ardından, “5 Temmuz 2005 Salı günü” bu defa Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde 5. albümü “Can Kırıkları”nı yayınlayarak yeniden piyasaya damgasını vuran Şebnem Ferah, ilk klibini de albümle aynı ismi taşıyan şarkısı “Can Kırıkları”na çekti. Son albümlerine oranla sert sounduyla dikkat çeken albümünün, 29 Temmuz 2005 günü Parkorman’da gerçekleşen gala konseriyle yeniden dinleyicilerine kavuşan Şebnem’in yeni albüm konserleri de bu sayede başlamış oldu. Çok geçmeden “Çakıl Taşları”na ikinci video klip geldi. Katıldığı programlarda birçok klip ve konser müjdesi veren Şebnem’in, konser maratonu halen devam etmekte...

    Albümleri dışında da Şebnem Ferah’ı pek çok farklı çalışmada görmemiz mümkün. Kimi sanatçıya geri vokalleri'yle, kimisiyle de düet yaparak onlara eşlik etmiştir. Bunun yanı sıra birçok film ve reklam müziği'ni de seslendirmiştir. Aynı zamanda diğer sanatçılarla beraber yardım konserleri vermek gibi pek çok faaliyette de bulunmuştur.

    Kısacası Şebnem varolduğu günden bu yana bir çok eşsiz başarıya imza atmıştır.

    Kendi ruhunun müziğini bulup, seçtiği yolda emin ve sağlam adımlarla yürümeyi başaran, içi doldurulmuş boş şarkıları değil hayatın gerçeklerini yansıtan şarkılarını, eşsiz sesini bizlere sunan ve en önemlisi dinleyenlerine Yüreğinin Tümünü açmaktan çekinmeyen, daima Samimi Duygularını paylaşan Gerçek Müzisyen Şebnem Ferah'a binlerce teşekkürler.


    Diğer İnsanları Bilmiyoruz Ama Biz Büyüyoruz Seninle, Şarkılarınla, Müziğinle
                                                                                hazırlayan:   mst

    sebnem ferah:...

    Düşle : Şebnem Ferah bir marka oldu artık, Türk Rock’ı denildiğinde akla gelen ya da gelmesi gereken ilk isim.. Bu nedenle bir yük alıyor musunuz omuzlarınıza albümlerinizi hazırlarken..?

    Şebnem Ferah : Albümlerimi hazırlarken ya da müzikle ilgili herhangi bir aktivitenin içindeyken; dinleyicilerin beklentilerinin yüksek olduğunu bildiğim için bazen omuzlarımda bir yük varmış gibi hissettiğim oluyor. Ama bu kötü ya da taşımak istemediğim türden bir yük değil. Bir Şeyleri iyi yapmak istediğiniz zaman ilgilenmek gereken ayrıntılar nicelik olarak da, nitelik olarak da artıyor, fazlalaşıyor. Ama diğer taraftan ben bundan büyük bir zevk de alıyorum..

    Düşle : Albümlerinizin değişkenini ne olarak görüyorsunuz..? Dinleyenler elbette sözlerde, müzik alt yapısında değişiklikler seziyorlar..

    Şebnem Ferah : Kendi müziğimi yaptığım ve kendi sözlerimi yazdığım ve prodüktörlüğünü de kendim üstlendiğim için değişiklik yaratan şey “kendimi geliştirmek” olmak durumunda kalıyor.. Müzikal olarak da, şarkıcı olarak da.. Ama bunun yanı sıra birlikte çalıştığım müzisyen arkadaşlarımın etkileri de çok büyüktür. Hepimizden çıkan şeyin ilk önce bizi mutlu etmesi için dürüst ve objektif bir şekilde kendimizi her anlamda geliştirmeye çalışıyoruz. Bunlar da her albüme değişiklikler katıyor.. Ben şuna inanırım : Çalışırsanız ve yetilerinizi aktif tutarsanız, ne yapmak istediğinizi de kafanızda hayal edebiliyorsanız hayat her anlamda kendiniz için de , etrafınız için de, tatmin edici olabilmek yolunda kolaylaşabiliyor..

    Düşle : Bu bağlamda Şebnem Ferah’ın kendini tekrarladığı konusu hiç açılmadı bile.. Özünü koruyan, ama hep farklı bir Şebnem Ferah görüyoruz. Yenilenişi söze ve müziğe yansıtırken, özünü koruyarak değişim nasıl gerçekleşiyor..?

    Şebnem Ferah : Az önce söylediklerim yine geçerli. Ben kendimi sadece müzikal açıdan değil, insan olarak da geliştirmeye çalışıyorum. Beraber müzik yaptığım arkadaşlarım da öyle. Bu da yaptığımız şeye yansıyor sanırım. Bu arada elbette stüdyoya kapandığımız zaman bir sürü detay için kafa patlatıyoruz müzikal olarak, ama işin özü bence kişisel gelişim. Buna hayatta değer verdiğimiz zaman sanki her şey kendiliğinden akması gerektiği gibi akar gibi geliyor bana..

    Düşle : Genel olarak Türkiye’de yapılan müziğin ifade ettiği şey ne sizin için..?

    Şebnem Ferah : Hiçbir tür genellemelerde bulunmuyorum. Çok değerli , özenli, işini iyi yapan şarkıcılar var Türkiye’de. Onların kişisel başarılarını ve yeteneklerini büyük bir kalabalık içinde değerlendirmeye çalışmak gereksiz.. Çünkü dünyanın her yerinde, en gelişmiş ülkelerinde bilemüzik sektörü bütün uçları, iyileri, kötüleri, kısa vadeli başarıları, uzun vadeli başarıları.. hepsini bünyesinde barındırıyor.. Ben bu kalabalıkla değil, işini yıllardır büyük bir özen ve incelikle yapan müzisyen büyüklerimi öncelikli olarak algılamayı, becerebilirsem de onların tecrübelerinden kendime pay çıkarmayı seviyorum. Bunun dışında ülkemizde üretilen her şeyi takip ettiğimi pek söyleyemem zaten..

    Düşle : Peki, Türkiye’de rock adına yapılanları ne denli başarılı görüyorsunuz..?

    Şebnem Ferah : Ülkemizde rock müzik yapmak, müzisyen olarak hayatınızı bu yolla kazanmak inanın çok kolay bir şey değil.. Bu yüzden saygı duyuyorum bütün arkadaşlarıma.

    Düşle : Sizin yaptıklarınız müzikal açıdan yabancı, sözler açısından tanıdık. MTV’nin karmasında her şarkıyı alanlar da sizin müziğinizi dinliyor, tabanda bulunan her türlü rock-alternatif-yer altı dinleyicisi de.. sizce bunun sebebi ne..?

    Şebnem Ferah : Bunu hiç oturup düşünmedim. Ama yaptığım şeyi düzgün yapmaya çalışıyorum.. Ben de müzisyen arkadaşlarım da her şeyden önce güzel müzik yapmaya çalışıyoruz.. Yazdığım sözlere gelince; ben kafamı yastığa koyunca aklıma gelen, kafamı karıştıran şeyleri yazmayı seviyorum ve yazarken de içimden geldiği gibi yazıyorum. Galiba insanların kafalarını yastığa koyduklarında düşündükleri şeyler birbirinden çok farklı değil, hepimiz yaşayıp gidiyoruz sonuçta. Bunların toplamı da benim birilerine ulaşmamı sağlıyor sanırım. Ama inanın bunlar benim de şimdi düşünürken saptadığım şeyler. Önceden bir şeyler kurgulayıp belirli bir yerlere ulaşmanın işin bütün büyüsünü, samimiyetini yok ettiğini düşünüyorum çünkü..
    Düşle : Sınıflandırmak pek hoş değil, ama siz dinleyicilerinizi nasıl görüyorsunuz peki; popülist mi, fanatik mi, rock dinleyicisi mi..?
    Volvox Grubu Fotoğrafları
    Şebnem Ferah : Evet sınıflandırmak pek hoş değil. Benim şimdiye kadar gözlemlediğim seçici oldukları. Yani kendi kriterlerine uygun ve özenli olduğuna inandıkları şeyleri seviyorlar. Ama bunun ötesinde bir şey söyleyemem. Zaten bu söylediklerim de daha çok hissettiğim şeyler. Somut verilerim yok.

    Düşle : Sadece vokalden ve sözden öte sağlam bir müzikal altyapı var arka planda.. Müzik yaratısının odağı siz misiniz..?

    Şebnem Ferah : Söylediğim gibi albümlerimin prodüktörlüğünü kendim yapıyorum, bu da elbette odak noktası haline getiriyor beni.. Ama arkadaşlarımın yeteneklerini ve yaratıcılıklarını, daha doğrusu bünyelerinde teknik olarak da ruhen de barındırdıkları tüm değerleri görmezden gelemeyiz.. Benim işimin en önemli bölümlerinden biri şarkılarımı doğru hissetmelerini sağlamak , bunu hayal etmelerini sağlamak. Stüdyoya girip şarkıları düzenlemeye başladığımız zaman, sinema yönetmeni gibi kafamdakileri doğru aktarmaya çalışıyorum. Çok uzun ve derin arkadaşlıklarımız olduğu için de onlar da tüm duygularını ve müzikal birikimlerini koyuyorlar ortaya.. Her şeyden öte biz beraber müzik yapmayı, çalmayı çok seviyoruz. Bu da bir şekilde yansıyor diye düşünüyorum. Yani zorunluluktan değil, severek yapmanın olumlu bir tarafı olduğunu düşünüyorum.

    Düşle : Bir okuyucumuz yeni albümünüzle ilgili tanıtımın altına şöyle bir yorum bırakmış: “Şebnem Ferah albümün adıyla, bir şekilde edebiyatın ulaşmaya çalıştığı noktayı da söylüyor: Kelimeler Yetse.. Kelimelerin yettiği gün o artık kendini tüketmiştir demek.” Kelimeler yetse.. bu söylev sanki yürekte düğümlüyor anlatılmak istenenleri.

    Şebnem Ferah : Çok doğru.. İnsan öyle bir şey ki, aklınıza gelen tüm araçlar -ki kelimeler de araç- duyguların yanında sönük kalıyor hep.. iki insanın birbirinin gözünün içine bakıp, hiç konuşmadan bir şeyler paylaşması bazen bütün kelimelerin, cümlelerin efendisi olmaz mı..? İşte işimi bu yüzden seviyorum zaten.. Duygularla ilgilenmek insana o kadar büyük bir yaşama alanı sağlıyor ki asla bitmeyecek, sonuçlandırılamayacak, hep ilgilenebileceğiniz bir dolu şey..

    Düşle : Yine bir okuyucumuzun albümünüzle ilgili tanıtımın altına bıraktığı yorumdan alıntılıyorum: “Şu bilinmeli ki Şebnem Ferah, Türkiye’ye fazla geliyor.Albümlerindeki şarkılar teker teker incelenirse onun söz yazarı değil, adeta şair olduğu söyelenebilir.” Sözler ne kadar önemli sizin için..?

    Şebnem Ferah : Benim için sadece albüm yaparken değil, günlük hayatta da iletişimin, dolayısıyla kurduğumuz cümlelerin önemi çok. Albüm için çalışırken bir kat daha önemli elbette. Bu arada ben müziğin tek başına da bir çok duyguyu anlatabildiğine inananlardanım. Enstrümantal albümler dinlemeyi de çok severim. Müzik o kadar güçlü bir şey ki başlı başına; onun yanına basma kalıp sözler koymaya çalışmak, insanları oyalamak gibi geliyor bana. Müziğe; yanına koyduğunuzda cılız kalmayacak şeyler yakışır bence.. Ben de elimden geldiğince bunu yapmaya çalışıyorum.

    Düşle : Edebiyat dergisi olarak sözlerin üzerine çok fazla düşüyoruz… Bu bakımdan neler okuyorsunuz ya da yaşadıklarınızın ötesinde yazınsal yaratılarınızdaki çağrışımları nerelerden alıyorsunuz..?

    Şebnem Ferah : Hayatı olduğu gibi kabullenerek yaşıyorum. Bu zaten o kadar büyük bir okul ki..! Duygularımı, düşüncelerimi, içimden gelen ve geçen her şeyi dinliyorum, notlar alıyorum. Kitap kurdu değilim, ama okuduğum şeyleri de gerçekten öğrenmeye, bütün gerçekliğiyle algılamaya çalışıyorum. Aynı kitabı 5 kez okuduğum olur. Hiç sıkılmam. Ama asıl malzemem sanırım kalbim, hayatım, öğrendiklerim ve öğrenmeye çalıştıklarım. Bir de konsantrasyon çok önemli. İstediğiniz kadar okuyun, film seyredin, her şeyi yapın ama konsantre olmayınca pek bir anlamı olmuyor sanırım.

    Düşle : “Kelimeler Yetse..” albümünde seslendiğiniz `bir’`i var sanki. Durumu magazinleştirmeyeceğim, `sanatın, aşkın kırgınlığıyla doğduğuna iyi bir örnek` bu albüm; peki `bir`’i imge mi yoksa realite mi..?

    Şebnem Ferah : Yazdığım her şeyde gerçeklik payı olmuştur, ama müzik yapıyorsanız hayal gücü de çok ciddi bir kaynaktır. Bu albümde daha çok dertleşir gibi bir anlatım olduğunu düşünüyorum, ama hayal gücümü kullandığım zamanlar da çok.. Her türlü duyguyu kendi hissettiğim gibi anlatmaya çalıştım.

    Düşle : “Kelimeler Yetse..” henüz tazeliğini koruyor, uzun bir müddette koruyacak gibi.. Yine de sormalı, yeni albüm şekillenmeye başladı mı..?

    Şebnem Ferah : Yeni bir şeyler karalamaya başladım ama yeni bir albüm için düşünmeden önce şiddetle dinlenmem ve biraz kendime zaman ayırmam lazım. Çünkü albüm çıktığı günden beri hayatımın en yoğun dönemini geçiriyorum.

    Düşle : Konser haberlerinizi afişlerden, sizinle ilgili haberleri de tesadüflerden öğreniyoruz genellikle. Şebnem Ferah’ın neden bir internet sitesi yok..?

    Şebnem Ferah : Benim hazırlattığım resmi bir sitem yok. Ama beni dinleyen arkadaşlarımızın hazırladığı, uzun yıllardır da var olan bir site var. Oradan her türlü etkinlik haberini almak mümkün. Birkaç site daha hazırlanmış hatta.. Ama bunun dışında konserler en çok afişleme ve basın yoluyla duyuruluyor. Şehir etkinliklerinin yer aldığı sitelerde de hep duyuruluyor..


    OKURLARIMIZDAN GELEN SORULAR

    Ercüment Adalıoğlu : Hala aşık olabiliyor mu..? (Hiç olmadım ki demesine izin vermeyin.)

    Şebnem Ferah : Olabileceğimi düşünüyorum. Aşk insanın kararlarının ötesinde bir şey çünkü..

    Semra Eroğlu : Erkan Oğur’u dinler miymiş..?
    Medya\'da Çıkan Şebnem Ferah Fotoğrafları
    Şebnem Ferah : Çok saygı duyduğum, sevdiğim, çok değerli olduğunu düşündüğüm müzisyenlerden bir tanesi..

    Ebru Ekmen : Onun için özel olan şarkısının adı ne..?

    Şebnem Ferah : Bütün şarkılarım benim için özel. Ayırım yapamıyorum..

    Ali Osman Ünal : Son parçalarında tabiri caizse, dişiliğin çok daha fazla ön plana çıktığını ve daha fazla temponun arttığının farkına varmış bulunuyorum. Bunun nedenini sorabiliriz.. Ayrıca adı, Türkiye’nin gizli kabilesi adlı bir sitede, gizli Yahudiler başlığı altında yer alıyor bununla ilgili yorumlarını öğrenmek isterim, gerçekliği söz konusu mu..?

    Şebnem Ferah : Kastettiğiniz şey şarkı sözlerimdeki bazı keskin cümleler ise, bunları dişilik değil, daha çok insani duygularla yazdım. Yani bir erkek de benzer yoğunluklar yaşayabilir diye düşünüyorum.. Gizli Yahudiler konusunu hayatımda ilk kez duyduğumu söyleyebilirim..!!!

    Adem Bayraklı : Yanlış bilmiyorsam Volvox’un yaptığı kayıtlar hala mevcut kendisinde; zor biliyorum ama bir şekilde paylaşıma sunmayı düşünüyor mu..? yoksa o’da “gençtik yaptık bir şeyler ancak o eskide kaldı..” diyenlerden mi..?

    Şebnem Ferah : Volvox döneminde profesyonel koşullarda tek parçalık bir kayıt yaptık ama paylaşmak için değil kendimiz için..

    Ercüment Adalıoğlu : En son okuduğu üç kitabı ve en son aldığı üç albümü merak ediyorum. Çok absürd ise hiç sormayalım da derim. Fakat en azından kimleri okuyor ya da etkilendiği yazarlar kim bilmek isterdim..

    Şebnem Ferah : Şu anda “12. Gezegen” adlı kitabı okuyorum. Zecharia Sitchin’in kitabı. Son aldığım albüm ise Sertab Erener’in yurt dışı için çıkardığı albüm.
    Şebnem Ferah Albüm Fotoğrafları

    Şebnem Ferah : O kadar güzel Sorular hazırlamışsınız ki, keşke sohbet edebilseydik. Umarım bu yolla da olsa tatminkar olur. Çok teşekkür ederim. Başka bir zaman görüşmek üzere.. Kendinize iyi bakın.. sevgiler.. Şebnem.

    Düşle : Bizde Düşle Edebiyat dergisi olarak, röportajın gerçekleşmesine yardımcı olan Buket Doran’a ve sorularımıza vakit ayırıp, yanıt veren Şebnem Ferah’a çok teşekkür ediyoruz....                       
                                                                            hazırlayan:  mst